İş temposu, bakıcı krizi ve diğer problemlerimizden ötürü yazamadığım aktivitelerimiz de oldu tabii. Bu arada merak edenlere; bakıcımız Gül Pazar günü evden eşyalarını almaya geldi. Lâl’e sıkı sıkı sarılıp “özür dilirem kızım senden, gökşen sizden de özür dilirem” diye ağlamaya başladı. “Bin dolırlık iş olmadı, başka iş buldum ama burnumdan getiriyirler, canıma okiyirler” dedi. O gece de Gül’e üzüldüğüm için uyukum kaçtı. Allahım beynimin merhamet loplarını aldırmak istiyorum, mümkün mü acaba??
Neyse dönelim kaçırdıklarımıza…
03.08.2008 Zuzu Café Sihirbaz Huduni Gösterisi
Sihirbaz Huduni de kimdir demeyin, biz de bilmiyorduk öğrendik : ) Renkli ve tüylü sopaları hokuuuus pokuuuus diyerek bambaşka renklere dönüştüren, kırık yumurtaları sağlam yumurta haline getiren çocuklardan çok bizim heyyyooo diye eğlendiğimiz, hatta bir ara kendimizi kaybedip hokuuus pokuuus diye bağırdığımız sihirbaz. Anne olmak yeniden doğmak gibi derlerdi,doğruymuş. Herşeyi sıfırdan, şimdiki bilgi ve donanımımla yeniden öğreniyorum. Harika bir duygu…
 | |  | |
 | |  | |
 | |  | |
02.08.2008 Benimle oynar mısın anne? Özgürlük Parkı Oyun grubu buluşması.Berna’nın tabiriyle beş çiçek, bir böcek buluşması : ) Can, Duru, Ceylin Naz, Lâl ve Duru buluşması. (Duru’larda tekrar yok, çifte Duru vardı) İlk buluşmamız olduğu için çok kaynaştıkları söylemez, daha çok kendi kendilerine oynamayı tercih ettiler. Çocukların birbirlerine konsantre olabilmeleri için evde buluşmanın daha faydalı olacağına karar verip bir sonraki buluşma için konuştuk. Ev ortamında oyun kurabileceklerini de düşünüyorum ben, kaldı ki Lâl bugünlerde kendi kendine evdeki tavşanını bebek arabasında gezdiriyor, beni “kak kak” diyerek kaldırıyor ve ona eşlik etmemi istiyor.
27.07.2008 Alperen ve Sude ile Monteverde’de Pazar kahvaltısı.Monteverde bebekli ve çocuklu ailelerin gidebileceği, alabildiğine yeşil, İstanbul’un ortasında nasıl da farkedememişiz diyebileceğiniz harika bir alan.
13.07.2008 Aşağıda Bayramoğlu’nda top koşturduğumuz günlerden kareler görüyorsunuz.
Read more...