Ördek suya daldı

19 Temmuz 2010


Sabah uyandığında rüyasında tavşanları gördüğünü söylemiş. Toplamışlar tası tarağı doğru Darıca Hayvanat Bahçesine. Şans bu ya tavşanları doğaya bırakmışlar ve aramaları gerektiğini söylemişler. Sen üzülme demiş ananesi dedesi… buluruz… azmetmişler karış karış gezmişler… bulmuşlar tavşanları… Kucağına almış sevmiş, öpmüş… akşamüzeri ben gittiğimde ağzı bir karış açık uyuyordu… hissetti sanki başucunda onu izlediğimi… gözünü açmasıyla anlatmaya başlaması bir oldu… biliyoy musun dedem bizi havvanat baççesine götüydü… tavşanlayı dışayı bıyakmışlay ama dedemle ananem buldu benim için… miniiik bi tavşan bulduk, kucaama aldım onu… çok tatlıydı, miniiik bi ağzı vaydı… hem biliyoy musun tavşan Beşiktaşlıymış… tavşan takım mı tutuyormuş dedim. Eveeet siyak beyaz bi tavşandı annejim dedi. Babam görse çok mutlu oluydu dedi.


Yazlığa gitti ananne ve dedeyle… biz de hafta sonu yanına… elimden tuttuğu gibi sokağa çıkarttı beni… buyada lokmak tatlısı yiyebiliyis, buyadan mısıy alabiliyiz, buyadaki amca beni çok sevdi, bak koluma bi cici taktı… hem de taşlı göyüyoy musun senin gibi oldum ben dedi… buyadan kitap alabiliysin sıkılma sen dedi… çubuklu donduyma almak isteysen eydal amcadan alalım, külakta isteysen nanemin donduymacasına yüyümemiz lazım dedi… sanki kültür turundayız, bir ciddiyet bir ciddiyet bana etrafı anlatırken… ben de burada büyüdüm lal’cim dedim, senin gibi bahçede oyun oynadım, plajda denize girdim dedim… benim de çocuk olabileceğime inanmak istemedi... sen annesin, çocuk diilsin annejim diye azarladı ve sti atümü hatırlattı tekrar tekrar… sen annesin, sen annesin… yazlık dönüşü ilk iş yazlık bahçesinde çekilmiş birkaç kare fotoğraf bulup ikna etmeye çalışacağım.


Plajda ise geçen seneye göre çok farklıydı… oyuncaklarıyla oynamak isteyen çocuklara vurmadı. Oyuncaklarını paylaşmasına paylaştı da… paylaşılamayan bir suluk oldu, birbirlerinin elinden kapmak için yarıştılar… aykadaşım yütfen suluğumu veyiy misin diye peşinden dolaştı durdu bir çocukcağızın… Çocuk duymamamızlıktan gelip suluğu vermeyince kendince postaladı arkadaşını… seni annen meyak etmiştir sen şimdi git, annenden izin al sona yine geliysin tamam mıı diye yolladı çocuğu… anne de anne de tam… çocuğa 100 mt mesafeden göz kulak olabilmek için kartal gözüne sahip olması gerek, oysa ki gayet insan görünümündeydi :- ) tıııın durumları hat safhada kadında. Güneşle beraber döndü durdu şezlongunda…

Denize girme konusu geçen senekinden farksızdı. İsteksiz ve cesaretsiz… ikinci gün babasının gelmesiyle korkularını yendi… Ördek suya daldı zil çaldı oynayarak yavaş yavaş alıştırdı babası suya… Zil çaldı dedikten sonra zil çalma efekti de yapıyor dırrrrıııınnn diye nerden duyduysa onu, bizim kapı zilimiz gayet polifonik oysa ki… kollarını ayaklarını çırpıştırmaya başlamasıyla, babasının belinden destek olup Lal’i yüzdürmesiyle kendini yüzüyor sandı… herkes bana baksın ayşe lal yüzebiliyoooy diye bağırsa da etraftakiler pek ilgilenmediler haliyle… babajım sen bayıy mısın ayşe lal yüzebiliyoy herkes buyaya baksın dey misin diye zavallı koca kişisinin karizmasını ayaklar altına aldı. Aynı şeyi 3 yaşındaki bir çocuk söyleyince kimse bakmaz da neden kırk yaşındaki adam söyleyince herkes dönüp bakar halbuki hiç anlamadım :- )

2 yorum:

Syrakusa/Beter Böcek 20 Temmuz 2010 09:18  

:) Bu, babaların çocukları uğruna herkesi kendine ''gururla'' baktırdıkları nadir anlardan biridir :) Lal'e ama en çok da babaya bravo :)

Gökşen 21 Temmuz 2010 12:51  

Beter Böcek, çocuk sahibi değilken kalantor görünümlü adamların çocuklarıyla çocuk gibi olduğu sahnelere çok gülerdim, gerçekten insan kendini kaybedebiliyormuş :-)

Yorum Gönder